24 Eylül 2026'da Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesinde saat 10.40'ta 5,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. AFAD'a göre depremin derinliği 7,39 kilometreydi ve sarsıntı Diyarbakır, Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Mardin ile Batman çevresinde hissedildi. Depremde yıkılan bina bildirilmedi, ancak panik nedeniyle yaklaşık 40 kişi sağlık kuruluşlarına başvurdu ve kentte eğitime bir gün ara verildi. Gündemi asıl canlı tutan konu ise depremin merkez üssünün Bozova Fayı üzerinde olması ve bu fayın daha büyük bir deprem üretme potansiyeli hakkındaki uzman tartışmalarıdır.
Sarsıntının merkez üssü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi olarak açıklandı ve büyüklüğü 5,4 olarak ölçüldü. AFAD verilerine göre deprem yerin 7,39 kilometre derinliğinde gerçekleşti; bu sığ sayılabilecek derinlik, sarsıntının geniş bir alanda güçlü hissedilmesinin nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Deprem yalnızca merkez üssüne yakın yerleşimlerde değil, çevre illerde de hissedildi. Bu bilgiler, olayın büyüklüğünü ve etki alanını anlamak için temel çerçeveyi oluşturuyor.
Yetkililer depremde can kaybı ve yaralanma olmadığını açıkladı. Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, panik nedeniyle 43 kişinin hastaneye başvurduğunu ve 74 hasar bildirimi alındığını belirtti. Hasar tespiti için 18 komisyon sahada inceleme yapıyor. AFAD da "an itibarıyla olumsuz bir durum bulunmamaktadır" açıklamasıyla durumun kontrol altında olduğunu duyurdu.
Kent genelindeki tüm okullar ile kreş ve gündüz bakımevlerinde 24 Eylül 2026 Perşembe günü eğitime bir gün ara verildi. Bu karar, olası artçı sarsıntılar ve yapı güvenliği kontrolleri nedeniyle alındı. Merkez üssüne yakın Pınarbaşı Mahallesi'nde bazı ev ve ahırlarda çatlaklar ile kısmi çökmeler bildirildi. Kırsaldaki bu hasarlar, özellikle kerpiç yapıların incelenmesi gerektiğini gündeme getirdi.
Bozova Fayı, Şanlıurfa çevresinde yer alan ve diri fay olarak sınıflandırılan bir fay hattıdır. Prof. Dr. Hasan Sözbilir'e göre fay, 2026'da güncellenen Türkiye Diri Fay haritasında 55 kilometre uzunluğunda sağ yanal doğrultu atımlı diri fay olarak tanımlandı. Sağ yanal doğrultu atımlı fay, iki bloğun birbirine göre yatay olarak sağa doğru hareket ettiği bir fay türüdür. Bu fayın 7 büyüklüğüne varan deprem üretme potansiyeli bulunduğu belirtiliyor.
Depremin ardından uzmanlar Bozova Fayı'nın gelecekteki davranışı konusunda farklı değerlendirmeler yaptı. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, fayın 7 büyüklüğüne varan deprem üretebileceğini ve bu senaryoda Atatürk Barajı'na etkisinin araştırılması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Okan Tüysüz ise Bozova Fayı'nda yakın süreçte büyük bir tehlike görmediğini ve bu büyüklükte ağır hasar beklenmediğini ifade etti. Prof. Dr. Naci Görür ise bölgede deprem olacağını daha önce söylediğini belirterek Şubat 2023 depremleri ve Doğu Anadolu Fayı'nın kırılmasına dikkat çekti.
Prof. Dr. Okan Tüysüz, depremin Bozova Fayı üzerinde gerçekleştiğini belirtti. Sığ bir deprem olduğu için güçlü hissedildiğini vurguladı. Tüysüz'e göre bu büyüklükteki bir depremde ağır hasar beklenmez. Ayrıca hasarlı yapılara inceleme yapılmadan girilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
Prof. Dr. Hasan Sözbilir, depremin merkez üssünün Bozova Fayı'nın doğu ucunda olduğunu belirtti. Fayın 2026 Türkiye Diri Fay haritasında 55 kilometre uzunluğunda sağ yanal doğrultu atımlı diri fay olarak tanımlandığını aktardı. Sözbilir'e göre bu fay 7 büyüklüğüne varan deprem üretme potansiyeline sahip. Bu senaryoda Atatürk Barajı'na olası etkilerin araştırılması gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Naci Görür, bölgede deprem olacağını daha önce söylediğini belirtti. Bunun sebebi olarak Şubat 2023 depremlerini ve Doğu Anadolu Fayı'nın kırılmasını gösterdi. Görür, bölgenin Doğu Anadolu Fayı ve Bozova Fayı'na yakınlığına ve enerji birikimine dikkat çekti. Bu değerlendirme, depremin ardından bölgede daha büyük bir sarsıntı olasılığının tartışılmasına yol açtı.
Prof. Dr. Süleyman Pampal, Bozova Fayı'nın 70-80 kilometre uzunlukta olduğunu ve 7 civarı deprem üretme potansiyeli bulunduğunu söyledi. Artçı sarsıntıların 3-4 gün sürebileceğini belirtti. Kırsaldaki kerpiç yapı hasarlarının incelenmesi gerektiğini vurguladı. Bu uyarılar, depremin hemen ardından alınması gereken önlemlere işaret ediyor.
Doç. Dr. Savaş Karabulut, ikincil tehlikelere hazırlık gerektiğini ifade etti. İkincil tehlikeler, depremin tetikleyebileceği heyelan, kaya düşmesi veya su baskını gibi olayları kapsar. Uzmanlar, depremin doğrudan etkisinin yanı sıra bu tür dolaylı risklere karşı da hazırlıklı olunması gerektiğini belirtiyor.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Şanlıurfa İl Temsilcisi Ahmet Melik, Bahçelievler ve Yenişehir gibi bölgelerde 40-45 yıllık yapılar bulunduğunu belirtti. Bu yapıların deprem yönetmeliği öncesi inşa edildiğini vurguladı. Melik, kentin yapı envanterinin çıkarılması gerektiğini söyledi. Yapı envanteri, binaların yaşı, malzemesi ve mevcut durumunun kayıt altına alınması anlamına gelir.
YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, kentin afetlere dirençli hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Tanal ayrıca DSİ arazisiyle ilgili su baskını riskinin incelenmesi gerektiğini belirtti. Bu açıklama, deprem sonrası gündeme gelen altyapı ve arazi kullanımı konularına dikkat çekiyor. Afet direnci, bir kentin deprem gibi olaylara karşı hazırlıklı olma ve hasarı en aza indirme kapasitesini ifade eder.
Prof. Dr. Süleyman Pampal, artçı sarsıntıların 3-4 gün sürebileceğini belirtti. Artçı sarsıntılar, ana depremden sonra aynı bölgede meydana gelen daha küçük depremlerdir. Bu sarsıntılar genellikle ana depremin büyüklüğünden daha küçük olsa da hasarlı yapılarda ek hasara yol açabilir. Bu nedenle yetkililer, hasar tespiti tamamlanana kadar riskli binalara girilmemesi konusunda uyarıyor.
Doç. Dr. Savaş Karabulut, depremin ardından ikincil tehlikelere hazırlık gerektiğini söyledi. İkincil tehlikeler arasında heyelan, kaya düşmesi ve su baskını gibi olaylar yer alabilir. Bu tür riskler, depremin doğrudan etkisi kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle afet planlamasında yalnızca deprem anı değil, sonrasındaki olası olaylar da göz önünde bulundurulmalıdır.
Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Bozova Fayı'nda 7 büyüklüğüne varan bir deprem senaryosunda Atatürk Barajı'na etkinin araştırılması gerektiğini belirtti. Atatürk Barajı, Şanlıurfa ve çevresinde yer alan büyük bir su yapısıdır. Büyük bir depremde baraj gibi kritik altyapıların güvenliği ayrıca değerlendirilmelidir. Bu konu, uzmanlar arasında tartışılan önemli bir başlık olarak öne çıkıyor.
Prof. Dr. Naci Görür, bölgede deprem olacağını daha önce söylediğini belirterek Şubat 2023 depremlerine ve Doğu Anadolu Fayı'nın kırılmasına dikkat çekti. 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli büyük depremler meydana gelmişti. Bu depremler, çevre illerde de yıkıma yol açmıştı. Şanlıurfa'daki 24 Eylül 2026 depremi, bu geçmişin ardından bölgedeki sismik hareketliliğin devam ettiğini gösteriyor.
Uzmanlar, hasarlı yapılara inceleme yapılmadan girilmemesi gerektiğini vurguluyor. Yapı envanterinin çıkarılması ve riskli binaların tespit edilmesi, olası bir sonraki depremde can ve mal kaybını azaltabilir. Kırsaldaki kerpiç yapılar ile eski binalar öncelikli olarak incelenmelidir. Bu adımlar, afet sonrası iyileştirme ve önleyici planlama açısından kritik önem taşıyor.
AFAD, deprem sonrası hasar tespiti ve koordinasyon çalışmalarını yürütüyor. Şanlıurfa Valiliği, eğitime ara verilmesi ve hasar bildirimlerinin toplanması gibi kararları koordine ediyor. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası gibi meslek kuruluşları, yapı stokunun iyileştirilmesi için çağrıda bulunuyor. Bu kurumların iş birliği, afet yönetiminin etkinliğini belirliyor.
Şanlıurfa'daki 5,4 büyüklüğündeki deprem, can kaybı ve yıkım olmadan atlatıldı; ancak hasar tespit çalışmaları sürüyor. Gündemi asıl canlı tutan konu, Bozova Fayı'nın 7 büyüklüğüne varan deprem üretme potansiyeli hakkındaki farklı uzman görüşleri. Kimi uzmanlar yakın vadede büyük bir tehlike görmezken, kimileri fayın potansiyeline dikkat çekiyor. Önümüzdeki günlerde artçı sarsıntılar ve yapı güvenliği tartışmaları gündemde kalmaya devam edecek.