Odatv, 2026 yılı itibarıyla iki ayrı gelişmeyle gündemde: Kaşif Kozinoğlu soruşturmasının yeniden açılması ve Basın Konseyi'nin site hakkında verdiği "uyarı" kararı. Soruşturma tarafı, 2011'deki Odatv davasıyla bağlantılı bir ölüm vakasının yıllar sonra yeniden incelenmesine dayanıyor. Basın Konseyi kararı ise Odatv'nin 2026'da yayımladığı haberlerde bir avukata yönelik ifadeleri konu alıyor. İki başlık farklı alanlara ait olsa da aynı kurumun adı etrafında birleşiyor.
Kaşif Kozinoğlu, eski bir Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisiydi. Odatv soruşturması kapsamında tutuklanmış ve 12 Kasım 2011'de Silivri Cezaevi'nde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti. Bu tutukluluk, Odatv davası olarak bilinen ve gazetecilerin de aralarında bulunduğu geniş bir soruşturmanın parçasıydı. Kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümü, yıllar boyunca tartışmalı bir dosya olarak kaldı.
Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin ilk soruşturma 2012 yılında takipsizlik kararıyla kapatıldı. Takipsizlik, dosyanın o dönem için bir ceza davasına dönüşmediği anlamına geliyor. Bu karar, ölüm koşullarına dair soruların hukuki zeminde yanıtsız kalmasına yol açtı. Aradan geçen yıllarda dosya gündemden düşse de tamamen kapanmadı.
Dosya, 26 Ağustos 2026'da yeniden açıldı. Bu tarih, soruşturmanın yaklaşık on dört yıl aradan sonra yeniden işleme konulduğunu gösteriyor. Yeniden açılma kararı, ölüm koşullarına ilişkin yeni bir inceleme sürecini başlattı. Süreç, hem cezaevi personelini hem de sağlık görevlilerini kapsayacak şekilde genişledi.
Soruşturmanın yeniden açılmasının ardından ilk dalgada on infaz koruma memuru adliyeye sevk edildi. İnfaz koruma memurları, cezaevinde düzen ve güvenlikten sorumlu personeldir. Bu sevk işlemi, ölüm anındaki müdahale ve gözetim koşullarının incelendiğini gösteriyor. Dosyanın odağı, olayın gerçekleştiği cezaevi ortamındaki uygulamalara kaymış durumda.
İkinci dalgada dokuz kişi daha gözaltına alındı; bu kişilerin ikisi gazeteci, yedisi sağlık personeliydi. Gözaltına alınan gazeteciler Selahattin Günday ve kameraman İdris Tiftikci olarak kaydedildi. Sağlık personelinin dosyaya dahil edilmesi, ölüm anındaki tıbbi müdahalenin de soruşturma kapsamına girdiğini gösteriyor. Gözaltılar, soruşturmanın cezaevi personelinin ötesine geçtiğini ortaya koyuyor.
"Kurtlar Vadisi" dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan bilgi sahibi sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Bilgi sahibi sıfatı, bu kişilerin şüpheli değil, tanık konumunda olduğunu belirtir. Senaristlerin dosyayla ilişkisi, soruşturmanın kapsamının alışılmadık biçimde genişlediğini gösteriyor. Bu çağrı, dava etrafındaki tartışmaların medya ve dizi dünyasına da uzandığını ortaya koyuyor.
Soruşturmada iki eski savcının çelişkili ifadeleri gündeme geldi. Ayrıca dokuz dakika süren bir müdahalenin tutanağa "bir dakika" olarak geçirildiği iddiası tartışılıyor. Tutanak ile iddia arasındaki bu fark, ölüm anındaki müdahale süresinin doğru kaydedilip kaydedilmediği sorusunu doğuruyor. Bu ayrıntılar, dosyanın neden yeniden açıldığına dair somut gerekçeler arasında yer alıyor.
Basın Konseyi, avukat Hüseyin Ersöz'ün şikâyeti üzerine Odatv hakkında "uyarı" kararı verdi. Şikâyet, Odatv'nin 2026'da yayımladığı belirli haberleri kapsıyor. Karar, bir basın özdenetim kurulunun bir yayın organına yönelik değerlendirmesini yansıtıyor. Böylece Odatv'nin gündemine hukuki bir soruşturmanın yanında mesleki bir denetim başlığı da eklenmiş oldu.
Şikâyete konu haberler 4 Mayıs, 8 Haziran, 18 Haziran ve 26 Haziran 2026 tarihli. Şikâyetin kendisi ise 3 Temmuz 2026'da yapıldı. Bu tarihler, kararın belirli bir yayın dönemine odaklandığını gösteriyor. Karar metni, yalnızca bu tarih aralığındaki içerikleri değerlendiriyor.
Kurul, Hüseyin Ersöz'ün haberlerde sürekli "FETÖ avukatı" veya "FETÖ savunucusu" gibi sıfatlarla anılmasının hak ihlali olduğunu belirtti. Bu tespit, kişinin belirli bir örgütle özdeşleştirilerek sunulmasına odaklanıyor. Kurul, bu tür bir anlatımın basın meslek ilkeleriyle bağdaşmadığı sonucuna vardı. Kararın gerekçesi, haber dilinin kişisel itibarla ilişkisine dayanıyor.
Kararda Basın Meslek İlkeleri'nin 1. maddesi oy çokluğuyla, 4. ve 9. maddeleri ise oy birliğiyle ihlal edilmiş sayıldı. Oy çokluğu, kurul üyelerinin bir kısmının bu madde için farklı görüşte olduğunu gösteriyor. Oy birliği ise diğer iki maddede ortak bir sonuca varıldığını belirtiyor. Bu ayrım, kararın hangi noktalarda daha tartışmalı olduğunu ortaya koyuyor.
Hüseyin Ersöz, 29 Ocak 2026'da Odatv'in kurucusu Soner Yalçın'ın nikâh şahidi olduğu bir fotoğrafı paylaşarak Odatv'in "FETÖ" iddialarına yanıt verdi. Fotoğraf, iki kişi arasındaki geçmişe dönük bir ilişkiyi gündeme taşıdı. Bu paylaşım, Basın Konseyi şikâyetinden önceki bir tartışmanın parçasıydı. Karar süreci, bu tartışmanın ardından geldi.
Anayasa Mahkemesi, Odatv'nin erişim engellemesine yönelik bireysel başvurusunda ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti. Karar 21.11.2023 tarihli; başvuru numarası 2015/13667. AYM, erişim engelinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği sonucuna vardı. Bu karar, sitenin erişim geçmişine dair hukuki bir dönüm noktası oluşturdu.
AYM kararı uyarınca Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 6 Mart 2020 tarihli engelleme kararını kaldırdı, BTK da engellemeleri sonlandırdı. Odatv, "3 yıl 10 ay 27 gün" sonra yeniden erişime açıldı. Bu süre, engellemenin ne kadar uzun sürdüğünü somut biçimde gösteriyor. Karar, ifade özgürlüğü ile erişim engeli arasındaki dengeye ilişkin bir örnek olarak öne çıkıyor.
Odatv çevresinde sahiplik ve kurum içi konular da gündeme geldi. Aralık 2025'te "Odatv'de kritik istifa" ve "Odatv operasyonu" başlıkları, Eylül 2025'te ise "Odatv az daha Can Holding'e satılıyordu" haberi yer aldı. Kasım 2025'te Soner Yalçın'ın Nihat Genç'e açtığı tazminat davasını kaybettiği aktarıldı. Bu başlıklar, sitenin yalnızca haberleriyle değil, kendi yapısıyla da tartışıldığını gösteriyor.
Odatv, 2011'deki Ergenekon soruşturması kapsamındaki operasyonla uzun süredir tartışmaların merkezinde. Operasyonda Ahmet Şık, Nedim Şener, Soner Yalçın ve Hanefi Avcı dâhil 14 şüpheliye iddianame hazırlanmıştı. Bu geçmiş, sitenin adının yıllardır hukuki dosyalarla birlikte anılmasına yol açtı. Bugünkü gündem ise daha çok Basın Konseyi kararı, Ersöz tartışması ve sahiplik konuları üzerinden dönüyor.
Odatv ana sayfası ve 23 Temmuz 2026 tarihli bir derlemede çeşitli güncel başlıklar öne çıkıyor. Bunlar arasında Beşiktaş'ta silahlı saldırı, aidat tartışması, emekli zam farkları ve Bahçeli'nin "yeni parti" çıkışı yer alıyor. Bu başlıklar, sitenin gündemi yalnızca kendi davalarıyla değil, genel haber akışıyla da takip ettiğini gösteriyor. Dolayısıyla Odatv'nin gündemde olması iki katmanlı: kurumsal tartışmalar ve günlük haber içeriği.
Kozinoğlu soruşturması ile Basın Konseyi kararı farklı hukuki ve mesleki alanlara ait. Birincisi cezaevi koşulları ve ölüm nedeniyle ilgili bir ceza soruşturması; ikincisi ise yayın diliyle ilgili bir özdenetim değerlendirmesi. Bu nedenle ikisini aynı kefeye koymak yerine ayrı ayrı takip etmek gerekiyor. Her iki süreçte de resmi makamların nihai kararlarını beklemek, erken yargıya varmaktan kaçınmanın en güvenli yolu.
Kozinoğlu dosyasında gözaltılar ve ifade çağrıları sürerken, Basın Konseyi kararı mevcut haliyle bir uyarı niteliği taşıyor. Soruşturmalarda gözaltına alınmak veya ifadeye çağrılmak suçluluk anlamına gelmez; nihai değerlendirme yetkili mercilere aittir. Odatv'nin erişim geçmişine ilişkin AYM kararı ise ifade özgürlüğü tartışmalarında bir referans olarak anılmaya devam ediyor. Gelişmeleri takip ederken tarihleri ve kararları kaynağıyla birlikte değerlendirmek, konunun seyrini doğru anlamanın temelini oluşturuyor.