Gazze, 2026 yılının Eylül ayında iki büyük gelişmeyle dünya gündemine yeniden oturdu. Bunlardan biri, ABD Başkanı Trump'ın Barış Kurulu'nun açıkladığı yeniden inşa planının finansman açığı; diğeri ise ateşkese rağmen süren şiddet ve can kayıplarıdır. BBC'nin aktardığına göre yeniden inşanın başlangıç tarihi hâlâ belirsizdir ve ateşkesin üzerinden neredeyse bir yıl geçmesine karşın süreç tıkanmış durumdadır. Yani gündemin özü, hem sahada hem masada ilerlemenin durmuş olmasıdır.
ABD Başkanı Trump'ın Barış Kurulu, BM Genel Kurulu görüşmeleri sırasında Gazze'nin yeniden inşası için 2,45 milyar dolarlık ilk planı duyurdu. BBC'ye göre bu fonlar altı ay içinde 66 ayrı programa dağıtılacak. Plan, savaşın yaralarını sarmayı hedefleyen çok aşamalı bir sürecin yalnızca başlangıcı olarak sunuluyor. Ancak bu ilk aşamanın ne zaman fiilen başlayacağı henüz netleşmiş değil.
Yeniden inşa için taahhüt edilen kaynak 18 milyar dolar iken, BBC'nin aktardığı verilere göre şu ana kadar yalnızca 280 milyon dolar toplanabildi. Bu, taahhütlerin küçük bir bölümünün hayata geçtiğini gösteriyor. Barış Kurulu, on yıllık süreçte yaklaşık 71 milyar dolara ihtiyaç duyulacağını tahmin ediyor. Bu rakam bir tahmindir ve toplanan paranın bu hedefin çok altında kaldığını ortaya koyuyor.
UNCTAD, Gazze'nin toparlanması için 71,5 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç olduğunu açıkladı. Bu tahmin, Barış Kurulu'nun on yıllık 71 milyar dolarlık öngörüsüyle büyük ölçüde örtüşüyor. İki farklı kurumun benzer büyüklükte rakamlar vermesi, ihtiyacın ölçeğinin genişliğini gösteriyor. Ancak bu tutarın nasıl ve hangi takvimle sağlanacağı konusunda açıklık yok.
11 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkese rağmen İsrail saldırıları sürüyor. Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre son 24 saatte 5 kişi öldü, 35 kişi yaralandı. Ateşkesin ilanından bu yana en az 1.408 Filistinlinin hayatını kaybettiği, bunların 300'den fazlasının çocuk olduğu belirtiliyor. Türkçe kaynaklarda ateşkes sonrası ölü sayısı 1.318 olarak da geçiyor; bu fark, kaynaklar arasındaki sayım farklılıklarından kaynaklanıyor.
Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre 7 Ekim 2023'ten bu yana toplam can kaybı 73.928 ölü ve 175.030 yaralı olarak kaydedildi. BBC ise 73.920'den fazla kişinin öldüğünü aktarıyor. Aradaki küçük fark, farklı kaynakların güncelleme zamanlamasından kaynaklanıyor. Bu sayılar, çatışmanın insani bilançosunun büyüklüğünü ortaya koyuyor.
BBC'ye göre Gazze'deki yapıların yaklaşık yüzde 80'i yıkıldı veya hasar gördü. Geride yaklaşık 60 milyon ton moloz kaldığı belirtiliyor. Bu moloz yığını, yeniden inşanın neden bu kadar uzun süreceğini ve maliyetinin neden bu kadar yüksek olduğunu açıklıyor. Enkazın kaldırılması ve bertaraf edilmesi, inşaatın ilk ve en zor adımlarından biri olarak öne çıkıyor.
BBC'nin aktardığı verilere göre 1,9 milyondan fazla kişi yerinden edilmiş durumda. Gazze Hükümet Medya Ofisi ise 270 bin çadırdan 162 bininin kullanılamaz halde olduğunu ve 2 milyon Filistinlinin barınaksız kaldığını bildiriyor. Bu iki veri seti, barınma krizinin hem nicelik hem nitelik olarak ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Çadırların çoğunun kullanılamaz olması, mevcut barınma kapasitesinin de fiilen eridiği anlamına geliyor.
AA'nın haberine göre Gazze'de kış öncesi insani felaket uyarısı yapıldı. Zeytun Mahallesi'nde altyapının yüzde 85'i yok oldu ve su-kanalizasyon ağlarının yüzde 85'inden fazlası kullanılamaz durumda. Barınaksız kalan milyonlarca insan için kış koşulları, mevcut krizi daha da ağırlaştırma riski taşıyor. Bu tablo, yeniden inşa planının neden ivedilik taşıdığını gösteriyor.
Temmuz 2026'da açıklanan 15 maddelik plan, Hamas'ın silahsızlanmasını, Gazze yönetiminin Filistinli bir komiteye devredilmesini ve aşamalı İsrail çekilmesini öngörüyor. Bu plan, sahadaki ateşkesin siyasi bir çerçeveye oturtulmasını amaçlıyor. Ancak taraflar arasındaki anlaşmazlık, planın uygulanmasını fiilen durdurmuş durumda. Planın hangi aşamasının önce geleceği, kilitlenmenin merkezinde yer alıyor.
24 Eylül 2026'da Hamas, Barış Kurulu ile üzerinde anlaşılan yol haritasını uygulamaya hazır olduğunu duyurdu. Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, ateşkesin akamete uğramasından İsrail'i sorumlu tuttu. Hamas ayrıca İsrail'i planı ve ateşkesi engellemekle suçladı. Bu açıklama, grubun siyasi sürece katılma konusunda istekli olduğunu, ancak karşı tarafı tıkanmadan sorumlu gördüğünü ortaya koyuyor.
Netanyahu, Ağustos 2026'da 15 maddelik planı reddederek çekilmeden önce tam silahsızlanma şartını savundu. İsrail tarafı, askeri çekilmenin ancak Hamas'ın silahlarını tamamen bırakmasından sonra gündeme gelebileceğini belirtiyor. Hamas ise silahsızlanmayı çekilme ile eşzamanlı bir süreç olarak ele alıyor. Bu sıralama anlaşmazlığı, siyasi kilitlenmenin temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Ateşkes 11 Ekim 2025'te yürürlüğe girmiş olsa da ihlaller sürüyor ve her iki taraf da karşı tarafı ihlalle suçluyor. BBC'nin aktardığına göre ateşkesten neredeyse bir yıl sonra süreç tıkanmış durumda. Bu tıkanıklık, ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşüp dönüşmeyeceği sorusunu açık bırakıyor. Sahadaki şiddet ile masadaki anlaşmazlık birbirini besliyor.
AA'nın haberine göre İsrail saldırıları Gazze'de zeytin üretimini bitirme noktasına getirdi. 2026 verileriyle zeytinlik alanlar 50 bin dönümden 5 bin dönüme, üretim ise 40 bin tondan 5 bin tona geriledi. Bu, zeytinlik alanların yaklaşık yüzde 90 azaldığı anlamına geliyor. Zeytin, Gazze'de temel besin ve geçim kaynağı olduğu için bu düşüş hem gıda güvenliğini hem de yerel ekonomiyi doğrudan etkiliyor.
Sınır Tanımayan Doktorlar, güvenlik gerekçesiyle Nasser Hastanesi'ndeki hizmetlerin çoğunu askıya aldı. Bu karar, hastanenin yönetimi ve sağlık çevreleri tarafından eleştirildi. Karar, Gazze'de sağlık hizmetlerine erişimin ne kadar kırılgan hale geldiğini gösteriyor. Hizmet kesintileri, hâlihazırda altyapısı çökmüş bir sağlık sisteminde ek bir yük oluşturuyor.
Gazze ekonomisi, hem fiziksel yıkım hem de üretim kapasitesinin kaybı nedeniyle ağır darbe almış durumda. Zeytin üretimindeki düşüş, tarımsal ekonominin ne ölçüde çöktüğünü gösteren somut bir örnek. Altyapının büyük bölümünün yok olması, ekonominin yeniden çalışması için gereken koşulları da ortadan kaldırmış durumda. Bu tablo, yeniden inşanın yalnızca bina yapmakla sınırlı olmadığını, ekonomiyi canlandırmayı da gerektirdiğini ortaya koyuyor.
22 Eylül 2026'da Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Sekreteri Guterres ile Gazze, İran, Ukrayna ve Kıbrıs konularını görüştü. Bu görüşme, Gazze meselesinin uluslararası diplomasinin üst sıralarında yer aldığını gösteriyor. Türkiye'nin konuya ilgisi, bölgesel aktörlerin süreçte rol alma çabasının bir parçası olarak okunabilir. Ancak görüşmenin somut bir sonuca bağlanıp bağlanmadığı açıklanmış değil.
ABD Başkanı Trump'ın Barış Kurulu, yeniden inşa planını hazırlayan ve fonları koordine etmeyi amaçlayan yapı olarak öne çıkıyor. Kurul, 10 yılda yaklaşık 71 milyar dolara ihtiyaç duyulacağını tahmin ediyor. Ancak toplanan kaynağın 280 milyon dolarda kalması, kurulun finansman sağlama kapasitesinin sorgulanmasına yol açıyor. Kurulun siyasi taraflarla ne ölçüde uzlaşma sağlayabildiği de belirsizliğini koruyor.
Gazze gündeminin özü üç başlıkta toplanıyor: yeniden inşa planının finansman açığı, ateşkesin fiilen ihlal edilmesi ve Hamas ile İsrail arasındaki silahsızlanma-çekilme sırası anlaşmazlığı. Bu üç konu birbirine bağlı; finansman sağlansa bile güvenlik ve siyasi belirsizlik inşayı geciktirebilir. Aynı şekilde siyasi uzlaşma sağlansa bile kaynak yetersizliği süreci tıkayabilir. Bu nedenle ilerleme, üç eksende eşzamanlı adım atılmasına bağlı görünüyor.
Kaynaklar arasında ölü sayısında küçük farklar bulunuyor; örneğin ateşkes sonrası can kaybı bir kaynakta 1.408, bir diğerinde 1.318 olarak geçiyor. Bu farklar, sayımların farklı zamanlarda güncellenmesinden kaynaklanıyor. Yeniden inşa maliyeti ve süresiyle ilgili rakamlar ise tahmin niteliğinde olup kesinleşmiş taahhütler değil. Gündemi değerlendirirken bu belirsizlikleri ve kaynak farklarını göz önünde tutmak gerekiyor.